Hukuk İnternet & Bilgisayar

Sosyal Medya, Yeni Anayasa Sürecini Yönlendirebilir Mi?

Yeni sivil anayasa taslakları sadece siyasi partilerle ve sivil toplum kuruluşlarına danışılarak yapılırsa 24. Dönem TBMM, Türkiye için şüphesiz büyük bir adım atacaktır. Ancak bu, demokrasiye yeni bir model kazandırmak değildir. Günümüz dünya demokrasisi için gerekli olandır sadece.

Yeni sivil anayasa taslakları sadece siyasi partilerle ve sivil toplum kuruluşlarına danışılarak yapılırsa 24. Dönem TBMM, Türkiye için şüphesiz büyük bir adım atacaktır. Ancak bu, demokrasiye yeni bir model kazandırmak değildir. Günümüz dünya demokrasisi için gerekli olandır sadece. İdeal demokrasi için normal, Türkiye demokrasisi için neden büyük bir adım olduğu da Türkiye’de askeri cuntanın sivil hükümetler üzerindeki gücünü hatırlatarak ifade etmek mümkün.

Türkiye’de askeri cuntalar belli dönemlerde seslerini siyaset alanında yükseltme fırsatına kolaylıkla eriştiğinden, STK’lara, siyasi partilere danışmak Türkiye için olağanüstü bir adım olacaktır. Ancak Türkiye’nin daha ileriye giderek anayasa sürecinde doğrudan bireye bir şeyler sorması, ona ifade hakkı tanınması, Türkiye’nin anayasasının en iyi yöntemlerle yapılması sonucunu ortaya çıkarır. Ayrıca Türkiye, demokrasi konusunda sadece Ortadoğu ülkelerine model olmakla kalmaz, dünyanın dört bir yanından gözlerin Türkiye’ye çevrilmesini sağlar.

Aktif bireysel katkının sağlanması, elbette anayasanın bireyler tarafından oluşturulması değildir. Buradan anlaşılması gereken, bireylerin içeriği anahatlarıyla belirlemesi ve bu konuyla ilgili çalışmalarını yürüten öğretim üyeleri geniş katılımla belirlenen içeriği teknik rayına oturtmasıdır. Yani, yeni sivil anayasa tamamıyla halk kokmalıdır. Anayasa, eğer meclis yani bizim temsilcimiz kokarsa, Türkiye önümüzdeki on yıl içerisinde yeniden bir “yeni sivil anayasa”ya ihtiyaç duyar. Yani sivil anayasa kavramı, sadece 82 ve 61 anayasasının zıttı olarak “askerin yapmadığı bir anayasa” algılanırsa, uzun yıllar yaşayacak bir anayasaya imza atılamaz. Sivil anayasadan kasıt, bunu Millet Meclisi’nin yapması olarak değil, halkın müdahelesiyle taslakların değişebildiği bir anayasa süreci ve sonunda anayasa olarak anlaması gerek.

Halk kokan anayasa da, ancak doğrudan demokrasi anlayışına uygun bir yöntemle yapılabilir. 74 milyonluk nüfusuyla Türk halkının Eski Yunan’daki “Agora” meydanlarındaki gibi toplanamayacağı aşikardır. Bu aşamada eski yunan forumlarının, agoralarının yerini internet alabilir mi, diye sormak gerekir.


Öncelikle interneti anayasa konusunda sosyal medya ve diğerleri olarak ayırmak gerekiyor. Zira, sosyal medyada yaşanan etkileşim, haber sitelerinde, blog sitelerinde ve portallarda yok. Sosyal medyanın, diğerlerinden öne geçmesinin sebebi de zaten bir etkileşime sahip olması. Bu etkileşim, Mayıs-2011 verilerine göre içerisinde 28.5 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşın hesabının olduğu Facebook‘ta, 2 milyon kişinin ziyaret ettiği Twitter’ta ve başta Ekşi, Uludağ olmak üzere yüzbinlerce kişinin okuduğu sözlüklerde fazlasıyla var. İnci sözlüğün örgütlenip yaptığı şeyleri hesaba katmıyorum dahi…

İnternetin gündem oluşturabilecek kadar güçlendiği bir Türkiye’de, devletin bizzat internet üzerinden çalışma yapmaması, aslında anayasa ağını sınırlandırması anlamına gelir. Bu da iktidar partisinin “herkese danışarak, sorarak yeni anayasayı yapacağız” söylemini büyük ölçüde kısıtlar.

Bu konuda 12 Haziran sonrasındaki renkli meclis tablosu içerisinden sosyal medyayla ilgili olan milletvekilleri bir araya gelip, konuyla ilgili çalışmalar yapabilirler. Bu konuda öncülüğü de meclisin en genç siması Bilal Macit yapabilir.

Oluşturulacak komisyon aracılığıyla sosyal medyanın nabzı, anbean ölçülebilir ve meclise rapor olarak sunulabilir. Belki burada sorun oluşturacak kısım nüfusumuz. İnterneti kullanan 30 milyon kişi düşünüldüğünde herkesin taslak metinler hakkında bir cümle yorum bırakması bile bu konuda çalışan milletvekillerini epey zorlayacaktır. Bu konuda milletvekillerinden oluşan kurulun dışında oluşturulacak alt kurullar yapılan öneri ve eleştirileri eleyip üst kurula raporlar sunabilirler. Yani anlatmak istediğim, böyle bir şeyin istendiği takdirde yapılabileceğidir.

Bunun en somut örneği sosyal medya üzerinden yeni anayasasını şekillendiren İzlanda‘dır.


Son olarak konuyla ilgili düşünen, yazan, sorgulayan blog yazarlarının harekete geçmesi gerekiyor. Siyasetle ilgili düşüncelerini paylaşan Barış Ünver‘in ve girişimci kimliğiyle tanıdığımız Ömer Ekinci‘nin ve internet ekipleri amiri M. Serdar Kuzuloğlu‘nun sosyal medya ve yeni anayasa sürecindeki düşüncelerini ifade eden yazılarını bekliyoruz.

Yazar hakkında

Furkan Güven Taştan

Erzurum'da doğdu. Ankara Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi. Daha ayrıntılısı için tıklayınız.

1 Yorum

Yorum göndermek için buraya tıklayın

  • “Yani sivil anayasa kavramı, sadece 82 ve 61 anayasasının zıttı olarak “askerin yapmadığı bir anayasa” algılanırsa, uzun yıllar yaşayacak bir anayasaya imza atılamaz.” cümlesini çok beğendim. Eğer ben de bu konuda bir yazı yazarsam (ki düşünüyorum) bu sözüne de yer vermeyi isterim 🙂

Önceki yazıyı okuyun:
Laubali Yazılar Yazmam, Yazamam

Sinerjik.org çok ciddi farkındayım. Başta tasarım olarak çok ciddi bir kere. Bir sıradışılık, bir farklılık yok sayfada. Yazılar da aynı...

Kapat