Defter İnternet & Bilgisayar

Nokia 3310’dan Samsung Galaxy S3’e Bugüne Kadar Kullandığım Cep Telefonları

sinerjik-kullandigim-cep-telefonlri

Blog dünyasında başlatılan bu mimi görünce; mimlenen blog yazarları tarafından mimlenmeyi beklemeden yazmaya başlamak istedim. Şu günlerde kimsenin gözünü bir saniye ayıramadığı cep telefonlarından hangilerini kullandım, bunlarla ne işler yaptım, not edeyim dedim bu kenara.

İlk telefonum  Nokia 3310.

Aycell   Yeni Aycell bir hat, 100 kontör, Nokia 3310 cep telefonu. Annem veya babamın önceki telefonuydu sanıyorum. Adana’daki evin mutfağında sevinçten çıldırıyordum, bana verildiğinde. SMS paketlerinin henüz yeni yeni ortaya çıktığı, bir sms’in 2 kontör olduğu, aramanınsa deli pnokia_3310_2ahalı olduğu, sıkıcı Fen Bilgisi derslerinde Snake’te 9999 yapmaya çalıştığımız, arkadaşlar arası sıkça kontör transferi yapıldığı vakitler… “Orta 1” veya “Orta 2″yim. Okul-Ev düzleminin dışına çıkarak o yıl dershaneye gitmeye başlamıştım. Bana ulaşmak istediklerinden, elime bu telefonu tutuşturdular.

10 kayıtlık takvim hafızasına, kendimce önemli olayları eklediğimi hatırlıyorum. Bir de, telefon ekranına bakmadan sıranın altından mesaj yazılmaya çalışıldığı; ama her seferinde de öğretmene yakalandığımı.

Oturduğumuz evin yanındaki basket sahasında, panya direğinin arkasına telefonu koyup gece yarısına kadar basketbol oynadığım bir akşam, dalıp gelmişim eve, telefonu almadan. Sabah uyanınca aklıma geldi… Tabi, zamanının en tutulan cep telefonu 3310, yerinde yoktu.

Nokia’dan Devam: 1100

nokia1100_1419502762Kısa süren bir aradan sonra bir akşam babamın eve getirdiği 1100’la birlikte ikinci Nokia’ma kavuşmuştum. Melodilerinin Nokia 3310’a göre daha soft olması ve tepesinde el fenerinin bulunması nedeniyle üst teknoloji bir telefon kullandığımı düşündürtürdü; Nokia 1100. Efsane bir şarj ömrü vardı, bir hafta aralıksız dayanırdı…

Kitaplığın çekmecesine koyduğum telefonu birkaç gün bulamadık evde. “Bunu da mı kaybettin” nidaları arasında telefonu evin en ücra köşelerinde ararken; kardeşimin telefonumu karıştırırken tuvalete düşürdüğünü öğrendik. O zamanlar cep telefonu olmayan kardeşim, telefonumun peşinden bir saniye ayrılmazdı. Nihayetinde bu telefona da böyle veda etmiştim.

Küçük bir not düşeyim burada. Nokia, hatıralarımızla alay edercesine bu telefonu bu kez Android işletim sistemiyle tekrar piyasaya sürmeye hazırlanıyormuş. Anıları kapitalizme meze yapmak istemiyorsanız, yaklaşmayın bu Android’li Nokia 1100’a. O Symbian’lı Nokia 1100’da sevgilinize attığınız mesajlara biraz saygınız varsa. 🙂

İlk 2. El: Siemens M65

m65-2VGA Kamera, renkli ekran, polifonik melodik ve canlı bir tasarıma sahip bu telefonu ikinci el olarak Adana merkez çarşıların birinden almıştık. Fotoğraf kalitesinin düşüklüğünden mi bilmiyorum; ancak çok fazla fotoğraf çekmedim bu telefonla.

Ekşi’de telefonla ilgili neler vardı, diye bakınırken “iki günde bir şarj etmeniz gereken telefon” cümlesine rasgeldim ve güldüm. İki günde şarjı biten telefonları beğenmezken; bugün ne hallere düştük.

Vefalı Kullanıcıyımdır. Sırada Nokia 6300 Var.

6300Lise ikinci sınıfta Nokia’nın bana göre en ergonomik telefonlarından biri olan Nokia 6300’a geçmiştim. Öyle hatırlıyorum ki, dershanede en iyi sınıfa geçme hediyemdi bu telefonn…

2G internet bağlantısının yaygınlaşmasıyla birlikte, ÖSS hazırlık sürecinde birçok bilgiyi kolayca internetten öğrenirdim. Kimsenin cep telefonundan internet kullanmadığı zamanlarda en gereksiz ergen tartışmalarına realist noktalar koymak adına hemen Google’lardım 6300’ımdan. Twitter ve Facebook’u ilk kez bu telefon aracılığıyla cepten kullandım.

Metal arka kapağının verdiği sağlamlığı, bugünkü Samsung’larda bulunan bildirim ışığına benzer şık bir bildirim ışığının bulunması, yüklenebilecek uygulamaların zamanının telefonlarından daha fazla olması nedeniyle Türkiye’de de çok yaygındı bu telefon. Ben de çok uzun bir süre kullandıktan sonra, artık şarjının tükenmiş olması ve metal kasasında yer alan çizikler nedeniyle bu telefona da veda ettim.

Kapitalizme Karşı Duruş “Denemesi“: Nokia 1616-2

nokia-1616_0İnsanların cepten internete bağlandığı ve telefon çılgınlığının başladığı ilk zamanlarda (2010, 2011 gibi) cep telefonunu sadece arama ve mesajlaşma amacıyla kullanmak üzere Nokia 1616-2’ye döndüm. Telefonlarla fotoğrafların çekildiği, internete bağlandığı bu zamanlarda cebimden çıkan, renkli ekranlı bu minik telefon her defasında insanları şaşırtıyordu. Nokia 3310 ve Nokia 6300’dan çok daha sert tuşları vardı. Buna rağmen binlerce mesaj attığım bu telefonu uzun sayılabilecek bir süre kullandım.

Nihayetinde, toplumdaki akıllı telefon furyasına dayanamadan Android’e geçiş yapmaya karar verdim.

Android’e Giriş: Samsung Galaxy Ace

galaxyaceBir telefon bilgisayar yerine geçebiliyormuş düşüncesiyle kullanmaya başladım Galaxy ACE’i. O zamanlarda fakültedeki internet medyasını (Hukukla.Net) yönetiyor olmam sebebiyle bu telefondan yüzde yüze yakın verim aldığım söylenebilir. Haberleri telefondan yazıyor, fotoğraflarını yine telefondan çekerek sosyal medya hesaplarına aktarıyordum.

Ayrıca ilk kez bu telefonla Android’in gücünü keşfetmiştim. Ancak bir süre sonra, yaptığım işlere hafızası ve RAM’i yetmemeye başladı. Ayrıca düşük bir Android  sürümü kullanması nedeniyle bazı uygulamaları yükleyememeye başladım. Nihayetinde bir yıl kadar kullandım bu telefonu. Sonrasında daha iyi bir performansa ve tasarıma sahip Samsung Galaxy S3’e geçiş yaptım.

Andorid’le Devam: Samsung Galaxy SIII

s3Hâla kullanmaya devam ettiğim, Samsung’un üzerine üç tane daha S modeli çıkardığı güzel telefon. 8 MP kamerası, amoled ekranı, full hd videoları göstermesi itibariyle zamanındaki çok popüler telefonlardan biriydi SIII.

Şu sıralar ROM’lu olarak kullandığım telefonum, biraz yavaşlasa da hâla istediğim her şeye cevap verebiliyor. Benim için SIII, hem kullanışlı bir navigasyon, hem bir ödeme aracı, hem sosyal medyayı kolayca takip edebildiğim bir bilgisayar, hem diğer yandan istediğim tüm belgeleri anında tarayabilen kaliteli bir tarayıcı, hem de iş takibi yapabildiğim bir yönetici. Sanıyorum, bu özelliklere cevap verebildiği ve başına bir iş gelmediği sürece SIII’le yola devam edeceğim.

Kim nazar değdirdiyse, derhal açıklasın. Bu yazıyı yazmamdan yaklaşık 1 hafta sonra SIII ve Note II’lerde kronik olarak görülen e-MMC kartının yanması ve dolayısıyla telefonun tüm hafızasının yanması sorunuyla karşılaştım. Bir daha buraya elektronik aletlerini yazarsam iki olsun. 🙂 
Benim telefon maceram bundan ibaret. Son olarak ilk aldığım numarayı hiç değiştirmediğim ve AVEA’nın online hizmetleri sayesinde bugüne kadar faturasız dönemimde hattıma toplam 117 kez yaptığım dikkate alındığında bugüne kadar cep telefonundan iletişim için 2000 liranın üzerinde yalnızca kontör harcamalarım olduğunu da yazmak istedim.

Bu vesileyle, Cumali Yıldırım‘ın Safa Paksu‘nun ve Ahmet Ertürk‘ün cep  telefonu maceralarını merak ediyor ve bu mimi onlara yönlendiriyorum.

 

Yazar hakkında

Furkan Güven Taştan

Erzurum'da doğdu. Ankara Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi. Daha ayrıntılısı için tıklayınız.

4 Yorum

Yorum göndermek için buraya tıklayın

Önceki yazıyı okuyun:
Hide My WP: WordPress’te Tema ve Eklenti Bilgilerini Gizlemek

Wordpress sisteminin açık kaynak kodlu olmasının getirdiği yararların yanı sıra, geliştirilen çoğu eklenti ve temanın güvenlik açığı barındırdığı da bir...

Kapat