Hukuk

Türkiye’de de hâkimler var!

Bir hukuk fakültesi mezunu olarak bugün öğrendiğim bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Birçok kaynakta anektod olarak geçen bu hikaye, şöyle:

Prusya Kralı II. (Büyük) Frederik, Potsdam ormanlarında gezinirken bir tepeye ulaşır. Görür ki hemen yanında daha büyük bir tepe daha vardır ve bu tepenin üstünde bir değirmen kuruludur.

Yüksek olan tepeye Saray yaptırmayı düşünmektedir. Değirmeni satın alarak bu hayalini gerçekleştirmek ister. Fakat değirmenci satışa razı değildir. Büyük Frederik değirmenciyi ikna etmek için önce değirmene değerinin kat kat üstünde bir bedel ödemeyi teklif eder.

Sans-Souci, “Hayır. Değirmenim satılık değil” der.

Kral bu cevaba kızar ve “Sen benim Prusya Kralı olduğumu bilmiyor musun?” diye sorar. “Biliyorum, biliyorum.” der Sans- Souci, “Sen de benim bu değirmenin tapulu sahibi olduğumu biliyor musun?” diye anlamlı ve ağır bir cevap verir.

Kral çok öfkelenir… “Senin tapunda olsa rızanda olmasa, ben burayı zorla alacağım. Bakalım o zaman ne yapacaksın?” der. Değirmenci başını kaldırır ve atının üzerinde bütün ihtişamı ile duran Kral’a, sükunet içinde “Berlin’de hakimler var” der.

“Berlin’deki Hakimlerin” değirmencide yarattığı özgüven Büyük Frederic’de büyük etki bırakır. Kral bu yel değirmeninin Prusya Krallığı devam ettikçe korunmasını ister ve onun yanındaki daha alçak olan tepeye sarayını yaptırır ve bu sarayın adını da Sans-Souci Sarayı koyar.

sans-souchi-degirmen-adalet-hikaye
Fotoğraf: Deviantart/pingallery

Ankara Hukuk Fakültesi’ndeki dört senelik eğitim maceramda bu hikayeyi hiçbir hocadan duyamadım. Batı üniversitelerinin hukuk fakültelerindeyse bu hikaye hukuka girizgah olarak anlatılıyor(muş). Türkiye gibi hukuk ve iktidar ilişkilerinin gereğinden her zaman daha yakın olduğu ülkelerde de hukukçu adaylarına bu hikayenin anlatılması ve öğrencilerin zihnindeki hukuk devleti imgesinin bu hikayeyle somutlaştırılması gerekiyor. Bilhassa, hakim-savcılığı düşünen genç hukukçuların başuçlarında bu hikayenin bulunması gerekiyor. İnsanların hayatlarını değiştirecek kararlara imza atacak o hâkim adaylarının, yaşadıkları illerdeki ve hatta Türkiye’deki insanlara”Türkiye’de hakimler var” dedirtmesi gerekiyor. Türkiye’nin mevcut adalet tablosunda bu hikaye çok ütopik geliyor ve insana yalnızca “Türkiye’de de hâkimler var” dedirtebiliyor kabul; ama tablo ne olursa olsun idealler için her zaman küçük de olsa bir ümidimizin olduğuna inanıyorum. Bu son ümit ışığının kırılmaması için bazen böyle efsane hikayelere ihtiyacımız oluyor.

Efsane diyorum, çünkü bu hikayenin ilk kez Prusya Kralı Büyük Friedrich’in ölümünden yaklaşık 40 yıl sonra Fransızca yayınlanan bir kitapta yer aldığı ve Fransız Kralı’nın bu değirmen için “değirmenin saray için yalnızca bir süs” olduğunu söylediğine ilişkin bilgilere yer verilmiş bir kaynakta 1. Batı, bu hikayeyi kendi coğrafyasındaki adaletsiz düzeni gizlemek amacıyla bir algı kampanyası olarak mı tasarladı, bilinmez; ancak efsane olsun ya da olmasın, Türk hâkimlerine ve hâkim adaylarına bu hikayenin anlatılması gerekiyor. Eğip bükmeden, dümdük!

Etiketler

Yazar hakkında

Furkan Güven Taştan

Erzurum'da doğdu. Ankara Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi. Daha ayrıntılısı için tıklayınız.

1 Yorum

Yorum göndermek için buraya tıklayın

Önceki yazıyı okuyun:
Aldığınız Hizmet Karşısında Bir Ücret Ödemiyorsanız, Ürün Aslında Sizsiniz!

Üzerinde düşünülmesi gereken bu söz, Digital Age Summit 2015 etkinliğinin ikinci gününde hackerlar hakkında konuşan Keren Elazari'ye ait.[1. Elazari'nin TED'deki "Hackerlar, internetin bağışıklık...

Kapat