Wolkanca ile E-Söyleşi
2008 Blog Ödülleri Komünite – Topluluk Kategorisi 1.si blog.wolkanca.com’un patronu Wolkanca ile söyleşi.. Şu zamana kadar birçok kere yapılmış olması soruları hazırlamamda beni hayli zorladı..
Popüler bir bloga sahipsiniz. Popüler bir blogda bulunan üç özelliği, üç kelimeyle söyleyebilir misiniz?
Onu ben üç cümle ile yazayım. Yazarın veya yazarların eleştiri kabiliyetlerinin üst düzey olması, blog yazarının erişilmez görünmesi, blogunu marka gibi düşünmesi, blogundan bahsederken kendinden bahseder gibi bahsetmemesi ama blogun erişebilir olması(bu arama motorları ve üyelik gerektirmeksizin içeriğin tamamını sunması anlamında) ve okuru aldatmaması, samimi olması.
İlk önce bize blogunuzun ünlü ilk açılış hikayesinden bahsedermisiniz?
Blogger’ı henüz Google satın almamıştı, Msn spaces diye bir şey vardı orada yazmaya başladım. Daha sonra arkadaşlar ısrar etti alan adı aldım, sonra 3-5 arkadaş başladık yazmaya.
2005′den itibaren yazıyorsunuz. Hiç blog yüzünden eş-dostla tartıştığınız, kavga ettiğiniz oldu mu?
Evet bu oldu ama sonra onlara güzel şeyler yaptığımı zorda olsa anlatabildim. Örneğin bu ara “Türkiye blog yazarları derneği” diye dernek kurduk onunla ilgili tırmalıyorum ve ailemin destek olması gereken yerdeyim şu anda, onlara anlatmak göstermek biraz zor tabi.
Blogunuzdaki ilk yazıda Dünyaya en yakın yıldız’dan bahsetmişsiniz. Bu yazıyı yazdığınız sırada 3 yıl sonra Türkiye’nin en iyi blogcularından biri olacağınızı hiç düşündünüz mü?
Hiç düşünmemiştim tabi, bir taraftan pohpohluyorlar bir taraftan da çok eleştiriyorlardır, bende bunu görüp demek ki iyi yoldayız diyordum. Çünkü eğer eleştirilmiyorsa bir sorun vardır hep ben öyle düşünürüm işlerimde.
Wolkanca blog günlük yaklaşık 20.000 okuru ile buluşuyor. Peki bu sebepten dolayı yazı yayınlarken kaygılandığınız oldu mu? Yani “Bu yazıyı yayınlarsam blogumun okuyucusunu kaybederim” şeklinde..
Evet eskiden çok rahat yazardık arkadaşlarla ama şimdi hem diğer yazar arkadaşların yazılarını ince eleyip sık dokuyorum hem de ben yazarken çok düşünüyorum yayınlasam mı yayınlamasam mı diye. Çünkü çok fazla okuyan olduğu için onlara saygısızlık yapmak istemiyorum, böyle bir sorumluk hissediyor insan evet.
Gittiğiniz herhangi bir yerde “aa bak wolkanca’nın patronu burada” gibi tepkilerle karşılaştınız mı?
Evet oldu. Tabi ilgi oluyor özellikle yaşı biraz daha gençse böyle gözleri parlayanlar oluyor.
Şu günlerde blog kelimesinin yerine yeni bir kelime konmak isteniyor. Sizin alternatifiniz nedir? Değiştirilmesini doğru buluyor musunuz?
Bunu biz çok tartıştık, şu anda blog kelimesinin değiştirilecek bir tarafı kalmadı, televizyon kelimesi nasılsa blog kelimesi de öyle bit şey oldu.
Yayınladığınız bazı yazılar yüzünden çeşitli sıkıntılar yaşadınız. Bu sıkıntılar sizi bloglamaktan alıkoyduğu oldu mu?
Evet bunlar oldu, olacaktır da bunlara hazırlıklı olmak lazım sonuçta insanlara açık her kesimin her düşünceye sahip insanın okuyabildiği bir mecrayı yönetiyorsunuz, çok saldırılar veya ona benzer sıkıntılar olur, iş büyüdükçe bunlar beni daha da şevklendiriyor açıkçası, karakterimden kaynaklanıyor sanırım geri çekilmek yerine üzerine gidiyorum.
Uçsuz, bucaksız bir wordpress tecrübeniz var. Wordpress bloglama sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Wordpress gelecek sürümlerinde bazı engellere aşabilir mi?
Wordpress harika bir cms sistemi, web de içerik yayınlamak adına en kullanışlı sistem diyebilirim. Fakat içerik fazlalaştıkça sunucu masraflarını da yükselten bir yönü var. Wordpress geliştiricileri bunun tabiî ki farkında, ileriki sürümlerde daha çok bu performans ve sunucu sıkıntıları üzerinde duracaklar. 2.6 versiyonu ile Google Gear sistemini adapte edecekler Wordpress’e, örneğin bu performansa yönelik en büyük adımlarından biri olacak. Wordpress in sadece sunucuyu aşırı yorması gibi bir sıkıntısı var, bundan başka bir sıkıntısı yok, Wordpress sürekli geliştirilen ve çağa ayak uyduran bir sistem ve bu yönü ile asla liderliği elinden kaptırmaz. Ama kişisel tercihim ve sorulduğunda blogculara tavsiye ettiğim her zaman Blogger dır. İnsanlar Blogger da sunucu ve diğer problemlerle uğraşmadan güvenle, keyifle bloglayabilirler.
Blog yazarken aynı zamanda gelirinize katkı sağlıyorsunuz. Yazıları yayınlarken sırf para için yazdığnız oldu mu?
Motive olmak ve elbette verdiğiniz vaktin karşılığını almak istersiniz, elbette para kazanmasaydım devam etmezdim. Blogda çok okunacağını bilerek yazdığım çok girdi oldu. Zaten Türkiye de bu kadar temiz ve aldatmasız bunun yanında hiçbir şirkete de bağlı olmaksızın blogu ile bu kadar para kazanan benden başka hiç kimse yok, olmadı da. 2005 den beri Adsense in reklam modeli ile çalışıyor, bazen ufak tefek diğer reklamlar da oluyor ama onda çok seçiciyim.
Bu yıl birçok kaliteli blogcu yazmayı bıraktı. Bu olayları wolkanca’da elinizden geldiğince bizlere aktardınız. Peki sizin hiç blog işini bırakmayı düşündüğünüz oldu mu?
Evet blog yazmayı bırakmayı düşünmüştüm, hala düşünüyorum çıkış noktam olan istediğim topluluğu oluşturmuş olsaydım çoktan bırakırdım, yani ben yazmayacağım diğer yazarlar yazacak ben sadece yöneteceğim. Bundan umudum kalmadı çünkü bizim ülkemizde gerçekten insanların kafa yapıları ortak işler yapmaya pek müsait değil. Bu haliyle blog asla kapanmaz Allahtan başımıza bir kaza bela gelmedikçe.
Bloglamaya uzun süre ara verdiğiniz zamanlar (Haziran-Ekim 2005) ne hissetiniz?
Hiç. Zaten o süre bloglamak diye bir terim bile yoktu doğru dürüst, yani bu kadar geniş çevrelere yayılmamıştı. Sorumlulukta yoktu şimdiki kadar, hiçbir şey düşünmedim sadece diğer işlerime ve hobilerimi yaptım. Ama şimdi olsa tabi aklıma gelir, acaba kaç yorum oldu onaylanacak, acaba birileri tracback yaptı mı hakkında yazdı mı gibi.
Webrazzi TV geçtiğimiz günlerde yayına başladı. Webrazzi Tv hakkında düşünceleriniz?
Arda yı tanıyorum konusunda en çok ahkam kesen ve en insandır, Serdar Kuzuloğlu da medyanın içinden usta biridir, yazardır, sunucudur, tekno adamdır Tabi Timur Sırt’ı da unutmamak lazım o da değerli bir abimiz dir. Teknosohbet(teknosohbet.tv) i çok sevdiğimizi görünce televidyon(televidyon.com) u hayata geçirdiler ve Arda gibi konusunda uzman kişilere alın size stüdyo ve her türlü olanak gelin program yapın internette televizyonuz olsun dedi. Hatta benim geçen yıl çalışmasını yaptığım ki o zaman teknosohbet de yoktu, televizyon kanallarına bunu elimle verdiğim bir BlogTV çalışmam vardı, buna da heyecanlandılar yapabilirsin dediler, bilemiyorum eğer ben de geçen sene ki heyecanı duyarsam neden olmasın bir blogtv.
Son olarak sizin gibi tecrübeli bir blog yazarına sormak istediğim bir soru var: Türkiye içerisinde bloglamanın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Mesela bir 5 yıl sonra ne olur?
Türkiye ile dünya arasında bir fark yok bu konuda, dünya nereye gidiyorsa Türkiye’de bu konuda oraya gidecektir. İnternette ki her şey gibi blogların akıbeti de Amerika’ya bağlı olduğunu düşünüyorum. Büyük global oyuncular, şirketler (örneğin Google) nerelere yatırım yapıyorlar bir bakınca internetin nereye gittiğini ve 5 yıl sonra neler olacağını kestirmek zor değil. Bunun içinde bloglar da ne gibi değişimler olacağını da analiz edebiliriz. Kısacası dünya nereye biz oraya diye düşünüyorum.







Güzel olmuş
Volkan Baba’nın bu işlerden kopması harbiden imkansız gibi geliyor bana. Çoğu patron nasıl işçilerine işi yaptırmaktansa kendi yapıyorsa, kendisi de istediği topluluk oluşsa bile kafasındakileri beynindekileri tam olarak gerçekleştiremeyeceği için bırakamaz
Wolkan abi sanıyorumki tüm blog yazarlarının özellikle yazmayı ciddiye alanların örnek aldığı bir isim..Bende sürekli takip ediyorum başarılıda buluyorum söyleşide mükemmel olmuş..
çok keyifli bir söyleşi olmuş.blog camiasında söz sahibi birinden olunca daha bir keyifli olmuş.wolkanca devam etmeli
gayet hoş bir sohbet olmuş
[...] Wolkanca ile Söyleşi: Türkiye’nin en eski ve bir o kadarda özgün, kaliteli blog yazarlarının yazdığı Wolkanca’nın patronu Volkan Yılmaz ile yaptığım söyleşi. Sorulan kısa sorulara verilen kısa cevaplar söyleşiyi okurken sıkılma oranını çok çok aza indiriyor.. [...]
[...] röportajlar oluşturuyor. Tabi diğer sitelerden aldığım röportajlarda var. Wolkanca ile Söyleşi: Türkiye’nin en eski ve bir o kadarda özgün, kaliteli blog yazarlarının yazdığı [...]