Kategoriler
İnternet & Bilgisayar

Über not alma yazılımları, kadim metodların peşinde: Zettelkasten yöntemi

Dijital not alma araçlarına sürekli yenileri ekleniyor; ancak birçoğu özünde kadim metodları dijital dünyaya taşımanın peşinde. Alman sosyolog Luhmann’ın oluşturduğu Zettelkasten yöntemi de kadim metodlardan biri.

Lisede “Musa Thales” olarak anılan çok renkli bir felsefe öğretmenim oldu. İsmini Akbaş şeklinde çevirerek anlatmış olması nedeniyle Filozof Whitehead’i ve görüşlerini dersine girdiği tüm öğrencilerin zihnine adeta kazımıştı.

Whitehead’in, şu sözünü duyduktan sonra bu unutulmazlık benim için katmerlendi: 🎯 “Tüm Batı felsefesi tarihi, Platon’a düşülmüş bir dipnottan ibarettir.” Bu söz bana hep hakikatin biricik ve sade bir formda var olduğunu çağrıştırır. Buna karşın hakikatin özünden üretilen ve yeniden paketlenerek insanlığa sunulan bilgi üretiminin ise sınırı bulunmuyor. İnsanlığın ürettiği bilgi birikimini bir zaman tüneli halinde resmeden bilgi katlanma eğrisi de bu durumu destekliyor. Eğriye göre insanlığın son 20 yılda ürettiği bilgi, tüm insanlık tarihi boyunca üretilen bilgiden sayıca daha fazla.

Fuller’in bilgi katlanma eğrisi

Her yeni über not alma aracına göz dikmeden evvel, kadim metodları öğrenmenin genel not alma tecrübesine katkıda bulunacağını düşünüyorum.

Hakikatle bilgi arasındaki ilişki, çalışma ve özellikle not alma yöntemleri bakımından da dikkate alınmalı. Aşırı bilgi yüklemesine maruz kaldığımız dijital dünyadaki not alma araçlarına sürekli yenileri ekleniyor evet; ancak birçoğu özünde kadim metodları dijital dünyaya taşımanın peşinde. Dolayısıyla, her yeni über not alma aracına göz dikmeden evvel, kadim metodları öğrenmenin genel not alma tecrübesine katkıda bulunacağını düşünüyorum. Bu bakımdan dijital öncesi dünyadaki yöntemlerin özü benimsenmeden yeni araçlar peşinde koştuğumda, kendimi bilgi katlanma eğrisinin tepesinde hangi dijital aracı kullanmalıyım sorusuyla afallamış bir şekilde buluyorum.

***

Not alma ve not oluşturma üzerine kısa sayılamayacak bir süredir okuyorum, düşünüyorum ve yazıyorum. Bu süre içerisinde keşfettiğim yöntemler; notları anlamlı bir şekilde çokça etiketleme ve sınıflandırma, bilgiler arası ilişkiselliği sağlamak için zihin haritalamadan faydalanma ve not alırken emojilerden yararlanmak oldu. Bunun dışında kadim olarak sayılabilecek Cornell ve benzeri yöntemleri de, kullandığım dijital araçlar içerisine entegre etmeye çalıştım. Örneğin Evernote’ta kendi tarzıma uygun bir şekilde Cornell not taslağı oluşturdum (Evernote’un kendi taslakları da oldukça kullanışlı).

Zettelkasten yönteminin mucidi Niklas Luhmann, notlar için harcadığı zamanın, monografi ve makaleler için harcadığından çok daha fazla olduğunu söylüyor.

Yüksek lisans döneminde kulağıma çalınan ve fakat o dönem dijital ortama uyarlayamadığım için üzerinde durmadığım bir not alma metodu üzerine şimdilerde yeniden düşünmeye başladım. Bu kadim metodun adı Zettelkasten. (Alm: Dizin kartları). Yöntem Alman sosyolog Niklas Luhmann tarafından kendi kişisel bilgi yönetim sistemini yaratmak için oluşturulmuş. Oluşturduğu bu sistemle Luhmann 50 monografi ve 600’den fazla makale yayınlamış. Luhmann, notlar için harcadığı zamanın, monografi ve makaleler için harcadığından çok daha fazla olduğunu söylüyor.

Bir parantez açayım. Tarihteki bir başka üretken akademisyen de Romen tarihçi Nicolae Iorga. Onun yalnızca kitap türündeki eser sayısı 1000’i aşıyor; ancak Zettelkasten yöntemini kullanan Luhmann’ı Iorga’dan ayıran, olağanüstü sayıdaki bu çalışmalarını asistanlarından faydalanmadan hazırlamış olması. Hâl böyle olunca Luhmann’ın yöntemi daha yakından incelenmeyi hak ediyor.

Yöntemin temelinde her bir kartına genellikle yalnızca birkaç cümleden oluşan bir bilgi parçasının yazılması ve bunların birbiriyle ilişkilendirilmesi yatıyor. Her bir bilgi kartının minimal seviyede bilgi içermesi, modern dünyada konuşulan atomik not alma tekniğine de uygun ve esnek bir yapının oluşmasını sağlıyor. Kartların boyutlarının küçük tutulmuş olması da, kartlardaki bilgilerin kısa ve öz tutulması için alınmış bir tedbir mahiyetinde. Ayrıca birçok kartta aynı zamanda bilginin kaynağı ve notun alındığı tarih-saat bulunuyor.

Notların birbiriyle ilişkilendirilmesi amacıyla notlar numaralandırılıyor. Örneğin 1, 2, 3 şeklinde devam eden notların aralarına 2a, 2b, 2c ve hatta 2c1, 2c2, 2c3 şeklindeki numaralarla yeni kartlar eklenebiliyor. Böylelikle ilişkisellikte bir seviye yol alınmış olunuyor. İlişkiselliği sağlayan bir diğer husus ise diğer notlara yapılan referanslar. Örneğin 1c numaralı not içerisinde 64a, 952c şeklinde referanslar eklenerek o notların 1c numaralı notla ilişkisi kuruluyor.

Notlar arası bağlantıların sağlanması için bir diğer husus da üst konu başlıklarını ihtiva eden index kartlarının oluşturulması. Luhmann’ın daktilo ettiği bu indeks kartları içerisinde ilgili kavram ve karşısına hangi numaralı notların bu kavramla ilişkili olduğu not edilmiş. Luhmann kapsamlı bir indeks çıkarmak yerine, her kavram için iki üç nota atıf yapmayı yeterli bulmuş, zira notlar arası ilişkisellik aynı zamanda kartlar arası referans sistemiyle destekleniyor.

Solda referanslar içeren örnek bir kart, sağda bir indeks kartı.

Oluşturulan bilgi kartları, bu kartlar için üretilen rafların içerisine araştırma projesine ya da zamana göre sınıflandırılarak yerleştiriliyor. Raflar içerisinde konu başlıklarına göre sekmeler koymak ya da alt konu başlıkları yerleştirmek de mümkün.

Luhmann’ın kendi kişisel bilgi yönetim sistemini oluşturmak amacıyla ürettiği bu notlar, hayatını kaybettikten sonra mirasçıları tarafından Bielefeld Üniversitesine bağışlanıyor. Üniversite, 90.000 kartlık bu seri üzerine, Luhmann’ın ne denli kıymetli bir çalışmaya imza attığını gösterecek şekilde bir dijitalleştirme ve görselleştirme çalışmasına gidiyor. Bu çalışma, Luhmann’ın dijital öncesi dönemde notları sistematik bir şekilde nasıl birbirine bağladığını çok iyi resmediyor:

Solda çeşitli raflarda saklanan notların ana ve alt kategorilerine göre ayrımları, sağda ise hangi sekmelerdeki notların birbiriyle nasıl ilişkilendirildiği yer alıyor.

***

Yeniden dijital dünyaya dönelim. Bugün işleri kolaylaştıran ve hızlılaştıran dijital araçlar sayesinde böylesine kapsamlı bir not sistemini dijital platformlarda oluşturmak çok daha kolay olmalı. Yeni über yazılımları da kısmen denemiş biri olarak bu süreçteki gözlemim, sürekli yeni bir platforma geçiş yaparak not kalitesini artırmak çok mümkün değil. Bunun yerine şu hususları dikkate alarak uzun vadede kullanılabilecek bir yazılım belirlemek daha doğru geliyor: 🔑 Yazılımın uzun dönemde geliştirilmeye devam etmesi (bunun en büyük göstergesi yazılımın çok sayıda kullanıcısı olması), 🔑 notlar arası bağlantı kurmaya yönelik temel özellikler içermesi (etiketleme, bir not içerisinde başka bir nota dinamik bağlantı ve indeks çıkarma gibi) ve 🔑 olası bir internet depremi senaryosuna karşı notların belli aralıklarla ve kolaylıkla çevrimdışı ortamlarda yedeklenebilmesi.

2015’den bu yana aktif olarak kullandığım Evernote, bu ihtiyaçlarımı karşıladığı için sonrasında çıkan über yeni yazılımlara (Notion, Obsidian, Roam Research) geçmeyi tercih etmedim. Bunun yerine mevcut not sistemini daha anlamlı getirmeye çalışmak, benim için daha değerli. Dijital öncesi dönemden bugünün not alma tecrübelerine ışık tutmaya devam eden ve tamamıyla manuel ortamda icat edilen Zettelkasten yöntemi de bana bu çabanın anlamlı olduğunu gösteriyor.

Furkan Güven Taştan

Erzurum'da doğdu. Ankara Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi. Daha ayrıntılısı için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir